Selam ve Selam
104-ZZ Hanifcanlar

Kur’an Ayetleri’nin Düzeninin Değişik Olması – Namaz – Ali İmran Suresi’ndeki Hanif-Hafif Farkı

Allah rızası için Kur’an’ın BİR TEK YERİ bile doğru yazılmamış müfessirlerin tamamı müfsid olmuş. Çok sayıda ayet yerlerini düzeltmemiz gerekiyor.

Hatırlayınız NASR suresinin son ayetinin Maide üçüncü ayetin içinde bir yere RASTGELE konduğunu… Çok tehlikeli bir AYET kargaşası vardı: ÜÇ VAKİT namazı yok etmek için “ÜÇ” lafı geçen bir ayeti diğeriyle “Bir sana bir bana” diye dizmişlerdi… Bu ve benzeri ayetleri hemen düzeltmemiz gerekiyor. Fatiha 6 ayettir, yedi yapıyorlar ve en başa koyuyorlar…

Son surenin (İza cae nasrullahi) son ayetini de (Ekmeltüm) başka bir yere devşiriyorlar. Nisa 103. Ayet diyor ki: “….Zira, namaz mü’minler üzerine indirilmiş Vakitli bir farzdır. Bunlar Sabah’tan öğleye; Öğleden akşama ve tüm gece olmak üzere namaz kılacağınız ÜÇ VAKİTTİR”. Bu apaçık yazılı ya… Hemen 5 uğruna onu Nur-58 ile “Pirinç ve bulgur” misali karıştırmışlar.

Nur 58. Ey müminler! Ellerinizin altında bulunanlarla içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sizden üç vakit izin istesinler; sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra. Bunlar, mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. İşte Allah ayetleri size böyle açıklıyor. Allah alimdir, hakimdir.

Şimdi bu ayeti BU HALİYLE kabul ederseniz bir KOMEDİ daha ortaya çıkıyor: “Öğleyin soyunduğunuz vakit”… Yani SOYUNMAK ALLAH EMRİ oluyor… Kim olursanız olun mesleğiniz ne olursa olsun ÖĞLEN EVE GELECEK, PİJAMA-gecelik giyecek ve YATACAKSINIZ. Evet yanlış duymadınız. Ayeti böyle “KABUL EDERSENİZ” yani bozulmuş biçimiyle kabullenirseniz, herkesin (öğretmen, asker, polis vb.) gelip ÖĞLENLEYİN SOYUNUP uyuması ALLAH FARZI oluyor… Namaz kadar farz!!!

Bu nasıl böyle oldu biliyor musunuz? ÖĞLEN NAMAZINI kaldırıp yerine Öğlen uyuduğunuzda kelimesini korsanız işte böyle olur. Pijama giymek FARZ olur… Meksikalılar ve Araplar gibi Öğle uykusu farz olur. Siz ALLAH’ın böyle bir şey söyleyeceğine inandınız mı? Üstelik o ayette sayılan da Üç değil İKİ VAKİT.

Şiilerin üç vakti “DOĞUŞTAN” yani Namaz’ın FARZ olduğu ilk gün’e İLK ÜÇ VAKİTE dayanıyor… En eski İslam’a. Şiilerde ve 110 sayılı Sahabemizde üç vakitti. Ebu Süfyan namazanı kendisini dejenere etti. Oğlu Muaviye ise 6 vakit+Vitir’e çıkardı. Yezid ise Beşe indirdi ve bizim mezhebimizi kurduğu için Yezid’e bağlandık ve artık kendimize Sünni dedik. Sünniliğin ilk şartı da namazı orijinal üç yerine 5 vakit kılmaktır.

Üç ve beş şöyle ayrıldı: Kâinatın en iğrenç insanını hakem yaptılar. Ali ve Muaviye arasında tarafsız olacağı yerde, Muaviye’nin kendisine “Ben Halife olunca Şam valiliği boşalıyor. Oraya seni düşünüyorum” demesi üzerine Hz. Ali’nin yüzüğünü protokol dışına çıkarak Muaviye bir Süfyan’a taktı. Ondan sonra savaş çıktı. Bu arada hep ÜÇ vakit kılıyorlardı. İki taraf da üç vakit kılıyorlardı. Sonra Ali yenildi, oğulları ve tüm Ehlibeyt evrenin en zalim işkenceleriyle yok edildiler ve meydan aynı zamanda İslam denen maskara din saltanatı Muaviye bin Süfyan ile Yezid bin Emevi’ye kaldı.

Onlar namazı BEŞ vakit yaptılar. Kurdukları mezhebi de Sünneti Muhammedi olarak nitelediler. Buna HAK mezhebi dediler ve emrettiler namaz beş vakte çıktı.

Kesinlikle en büyük fitne TÜM ÇAĞLAR için SÜFYANİLİK fitnesidir. Ebu Süfyan, Ebu Yezid ve Yezid İbni Emeviye. Bu konuda kaynaklar var da… “Sünneti Muhammedi”=Yezidilik uğruna ya da mezheb taassubu uğruna GÖREMİYORUZ. Ötekiler Kızılbaş, Alevi ya…. Biz HAK mezhebindeniz ya…

Kur’an’ın okunması (anlaşılması) namazdan da ÜSTÜNDÜR. Kur’an İLİM ile okunurken NAMAZ kılmak HARAM’dır (bu ayettir). Kur’an’ın ORJİNALİNİ ben oluşturmaya çalışıyorum… Bir daha ceylan derisi, pişmiş kil vs. üzerinde Kur’an’ı bulamayacaksın. Kur’an bir İLİMDİR ve ilim adamı onun ORİJİNALİNİ Allah’ımızın digital ve 19 bazlı sistemi ile YENİDEN inşa edebilir. Yani pirinç ve bulgur ayıklanabilir YENİDEN…

Namaz kılmak HERŞEY değildir… Namaz kılmazsak GÜNAHTIR. Ama Namaz kılarsak da HİÇBİR SEVABI yoktur. Yani Namaz borçtur, kredi borcudur ÖDENECEKTİR. Bizim dışımızdaki Müslümanların kendileri namaz kıldığı için Cennet’i tapulamışlardır. Oysa kıldıkları ve kıldığımız hiç bir namazın sanıldığı gibi sevabı yoktur. Yani askere gitmek her milliyetçinin borcudur. Bunun için MADALYA verilmez… Üstün bir başarıda (gecenin bir yerine kalkıp kıldığınız fazladan namazda) MADALYA vardır.

Namaz KILINACAK Allah’ın emridir. Ama SEVAB beklemeyin. Sevab rızası için namaz kılan bizden değil. Biliniz ki namazınız “Borcunuzu silmektedir”. Bunun için bir SEVAB beklemeyin diyorum (Ne tuhaftır ki SEVAB olan namaz, gece kalkıp kıldığınız namaz). Sizin FARZ namazlarınızın SEVABI SIFIR. Çünkü onun karşılığı en baştan verilmiş CENNET… Daha sevab mı bekliyorsunuz? Bekliyorsanız çok ayıp ediyorsunuz… Namaz sevab ve Cennet rızası için de kılınmaz, namaz ALLAH Rızası için kılınır Hanifcanlarım…

Eğer bu üç vakit x 2 rekat namazı kılmıyorsanız/kılmıyorsam ÇOK BÜYÜK bir GÜNAH’tır. Bir günün bin yıl olduğu o mahşerde bir gün değil, YÜZ YIL bekletilebilirsiniz maazallah. Kıldığınız namazı göstermeyin, reklam etmeyin ve ona SEVAB da beklemeyin… Aksi halde ÖTEKİ (Ali İmran 116-119’daki) Müslüman kardeşlerimize döneriz.

Gösteriş için namaz kılan MAUNcılara döneriz… Onların tek silahı şudur: “BİZ 5 Vakit namaz kılıyoruz”. İşte dünyayı bunun üzerine kurmuşlar KAİDE bu. Acı olan şu: Biz bu namaz kılan dostlarımızı SEVİYORUZ ama onlar BİZİ sevmiyor.

Ali İmran:

116. Küfredenleri, kesinlikle ne malları ne de çocukları Allah’tan kurtaramayacaktır. Onlar, cehennemin sakinleridirler ve hep orada kalacaklardır.
117. Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet edip onu mahveden kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Allah, onlara haksızlık etmemişti, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
118. Ey iman edenler, sizden olmayanları dost edinmeyin; onlar, sizi şaşırtmakta kusur etmezler, sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Baksana, öfkeleri ağızlarından taşmaktadır; sinelerinin gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz, sizlere ayetleri açıkça bildirdik.
119. Sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaba inandığınız halde sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında : “Biz inandık?” derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan kinlerinden aleyhinizde parmaklarını ısırırlar. De ki: “Kininizle geberin!” Allah, kesinlikle bütün sinelerin özünü bilir.

“Ey iman edenler (104+110+114) sizden olmayanları (116-119) dost edinmeyin;”. Onlar, sizi şaşırtmakta kusur etmezler, sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Baksana, öfkeleri ağızlarından taşmaktadır; sinelerinin gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz, sizlere ayetleri açıkça bildirdik. “sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz”, onlar ise, BÜTÜN KİTABA inandığınız halde sizi sevmezler”. Onlar bizi SEVMEZ, biz onları seviyoruz…

Onlar, cuma namazındaki bildiğimiz ve sevdiğimiz cemaat, bayram namazında bayramlaştığımız cemaat. Şu bizim semt caminin tatlı imamı ve arkadaşımız müezzin, o genç adam… Şu ağır ağır camiye giden bastonuna yaslanmış, beş vakit namazını hiç kaçırmayan ve İmam hatip öğrencisi genç… Orada ilim-irfan CENNET satın alıyor… Arapça Kur’an okumayı öğreniyor. Bundan büyük bir sevab daha var mı? Hayırlı baba oğlunu böyle okullara gönderir ve orada Sünnet mezhebininin tüm cennet güzellikleri öğretilir.

Pamuk annem… O aksaçlı annem… Onu çok seviyorum… Mevlit okuttuğunda bana kızdı: “Sen Resullullah düşmanı mısın? Ben seni böyle mi terbiye ettim?”. Pamuk annem devam etti: “Beş vakit namaz kılmazsan sütümü helal etmem”. Ben bu saydıklarımın hepsini GERÇEKTEN seviyorum. Biliyorum ki o içimizdeki insanları siz de GERÇEKTEN seviyorsunuz… Ama onlar bizi GERÇEKTEN seviyorlar mı?

Hanif’im dedim… İl müftüsü şöyle diyor: “Profesör, Haniflik taa İbrahim dönemindeki eski ve tedavülden kalkmış din…” (Herhalde sabiilik ile karştırıyordu). Değil dedim, GELECEĞİN dini dedim. Beni SEVMEDİĞİNİ anladım, gidip dedikodu etti: “Bu dönme Hans, mezhebimizi bozmaya gelmiş”. Herkes umacı gibi kaçtı benden.

Bir şey itiraf ediyorum: Ayete rağmen ben ONLARI ÇOK SEVİYORUM. Onlar içimizden birileri… Hatta pamuk annem… Nasıl sevmem ki? Müftüyü de seviyorum ama beni sevmiyorlar. Yemin ederim beni ve ben gibi düşünenleri sevmiyorlar.

Hz. Nuh – Hz. Yusuf

Nuh ile ilgili bir TEVRAT ayeti şöyle diyor: “Dünya bildiğimiz dünya değildi. Güneş başka yerden doğardı veya batardı… Nuh ise hiçbir insan benzerliğinde değildi. O Kuzeydeki beyaz derili insanlardan gelmişti” (Kur’an’ın onayladığı kitapların bazı ayetlerini biliyorsunuz ki biz de teyid ediyor ve kaynak olarak kullanabiliyoruz).

Nuh zaten bu haliyle “ÖTEKİ” ırktandı… Eşi Adem-Havva soyundan ve çocukları Yam-Ham-Sam ve Yafes ise birer MELEZ idi ama BEŞİNCİ GÜÇ NUH idi… HURİ cinsindendi…

Dünya’ya bir HURİ cinsi değil, onların GENOM’u gönderilmişti. Adem+Havva+ GENOM. Genom=yy ve yaklaşık 140 milyar çekirdek bazı içerir. Allah Yahudi ırkını Dünya’ya HAKİM ve ÜSTÜN kılmıştır. Onlar’ın YUSUF’tan gelen kabilesinde bu özellik vardır. Ahit sandığına BAŞKA 10 kabile dokunamıyordu. Ama Yusuf’un kabilesi ile Leviatt (Levili) kabilesi ÖZEL olduklarından Ahit sandığına (Tabutüssekine) dokunabiliyorlardı. Bunların tümü YY cinsiyeti için birer DELİLDİR. Cifir ile ilgili çizimlerde AHİT sandığını göreceksiniz. Altın ve Gümüş, işte o DİREK HURİ Y Genom’u.

Ben Huri görmedim, sadece üç kitap yazdığı için YUSUF’un güzelliğine inanıyorum ve bir de biraz biliyorum ki DANCİNG QUEEN, yani Adler’i doğuran İKİNCİ bir MERYEM (Asıl adı Adile) bir yyx’tir.

İshak da “YYy”dir. Zaten İsrail de bu demektir. Evet ve çok üzgünüm. Keşke bir başka ırk “Dünyalara egemen” olsaydı… Bunun bir hikmeti var elbette… Ama bu sevimsiz bir Hikmet: Hasan, Hüseyin, Cafer, Abidin vb. acılarla öldürüldüler. Bunun ve Yahudi’nin dünyalara en üstün olmasının hikmeti var fakat çok sevimsiz bir hikmet…

Ehli beyt öldürüldü: Üzgünüm ama GİZLİ HİKMET ŞUYDU: “Peygamberlik, Halifelik vb. babadan oğula KALMAYACAK” idi… Bunun dersi verilmişti. Ne var ki Cumhuriyet rejimi yerine yine babadan oğula geçen o BATASI saltanat ortaya çıktı… Muaviye-Yezid ve yılanın başı Ebu Süfyan.

Ahit Sandığı

Fırat Nehri ve Kaf dağı… Bunlar efsanedir. Kafkaslar ile Fırat’a teşmil edilmiştir. Oysa kelimenin kökeninde “Ephrates=İfritler” var… Kaf Dağı’nın altından çıkan İfritler nehri… İşte Ahit sandığı orada ve yakında bir gün “HİDROJEN/Fusion ENERJİ santralı olarak da gölge olarak da ortaya çıkacaktır”. Ahit sandığı uygulamaya geçecektir.

Bizim grafikte de aslında H’nin sırrı var. Kurşun/uranyum çubuğu, Altın/Gümüş çubuğu, Demir ve Transferro elementler (pl) çubuğu, Bakır ve Trascupro elementler çubuğu.

Yatay olarak da çok sıvı HG ve az sıvı Sn yi de devreye aldınız mı, “ilk tepkime” başlar. Bu ilk tutuşturma A santralıdır. Şöyle ki: H bombasını patlatmak için önce A bombasını patlatırsınız ve açığa çıkan güç ile H bombası tetiklenmiş olur. İşte Uranyum ve Plutonyum BİR KEREYE mahsus tutuşturulur… Meşale tutuşmuştur atrık. Kurşun ve Demir radyoaktif olurlar. Pl ve U’nun görevini devralırlar ve artık Cu, Sn, Hg ve döteryum ile trityum yeterlidir H için… O olimpiyat meşalesi gibi tutuştu mu artık inanılmaz bir sürekli ENERJİ gücüdür. Öyle de güçlüdür ki, mesela yüzen kent, uçan kent yapabiliyorsunuz.

Adler’in Kuracağı Düzen – Hz. İsa’nın Tekrar Dünya’ya Gelmesi

Yüzen kentler (Aquapolis), Mighty döneminde ATLANTİS projesi adını alır. Yüzer kentlerin altındaki bu okyanus ülkesine ise ABYSS deniyor ve dünyanın tüm et ihtiyacını sağlıyor. Tüm çöller yeşillendirilmiş: Sahra (Amazon ormanı görünümünde) ve kod adı SEMİRAMİS. Arap ve İran çölleri de öyle… Kod adı Belkis (Sebe melikesi Belkıs anlamında). Türkmenistan ve Kazak çöllerinin (daha doğrusu Ormanlarının) kod adı ise Tomris. Gobi çölünün (Ormanının) kod adı ise ÇİNGİS.

Semiramis, Belkis, Atlantis, Abyss, Tomris, Çingis (Cengiz) çöller SOLARİS devletini; Kutuplar ve soğuk yerler POLARİS devletini temsil etmektedir (Bunlar Plastik ülkelerdir, Naylondur, tüm insanlığın ORTAK malıdır). Ay=Lunaris, tüm uzay yerleşimleri (Uçan kentler=Doris) ve Amazon ormanlarını yöneten projenin sahibi kadınlar… O projenin adı çok güzel: Miss Kiss, sevgi öpücüğü…

Evet dünya kadınları bir güç-bir iktidar. Dünya üniforması ikiye ayrılıyor:

a) Garnizon (Warnizon, Barnison)
b) Amazon

Bu ikincisi “teen” yaşlarda 16 ay süreyle yapılan bir dişi askerlik… Housing, Gardening, Pet vb. öğreniyorlar. Fameoloji ve famoloji öğreniyorlar (Estetik, moda, giyim, balerina vb.). Son derece kültürlüler ve daha “teen ager”lar… Onlara da Milis deniyor. Polis’in işini yapıyorlar: Devriye… Çarşı pazarı, kaliteyi, fiyatı ve işret yerleri denetliyorlar… Geçici olduklarından polis gibi rüşvetçi ve yerleşik değiller. Bir yıl kışlada 6 ay kadar da “Piyasada” devriye geziyorlar ve terhis oluyorlar. Meslekte kalınabiliyor (Mürebbiye, kreş ve Darülaceze gönüllüleri). İsterlerse akademik olarak meslekte kalıyorlar. Walkiri=Bayan Subay, Şerife (Scheriffin) yani Ranger (Korucu) komutanı ve taşra marşalı olabiliyorlar. Sonra da emekli olana kadar ve arkasındaki dönemlerde “Watcher” oluyorlar. Onların tümüne AMAZON deniyor.

Garnizon erkeklerin; Amazon kadınların kışlası oluyor… Çok bilgili hanımcıklar yetiştiriliyor… Makyaj, parfümeri, estetik ameliyatlar, dans ve her tür estetik bilgi ve uygulama… Üstelik POLİS kesiliyorlar başınıza…

Dancing Queen… İşte o tüm Amazon’ların başı ve kurucusu idi… O Şarkı, İsveç Kraliçesi Sylvia için yazılmadı, o şarkı gelecekten ithal edildi. WEMB marşı olduğundan dünyanın dilinde olacaktır.

Nasıl bir bilim kurgu yazdım beğendiniz mi? Benim yanıtım I/O Ha/vet.

12 (Düzine) düzeni, Adler ve Onun Meryem anası Dancing Queen’in Cennet modeli…

Türkiye, Türkland/BloCamPacTerriTURAN’ın bir parçası (United Lands of Turan). Türkiye :

1. Kendisi (kuzey, batı, orta ve güney)
2. Anadolu Azerbaycan’ı (Azerbaycan’a bağlı)
3. Irak Azerbaycanı (Kerkük) Azerbaycan’a bağlı
4. Balkan-Adalar Beylerbeyliği
5. Sonra Tüm Orta Asya ve Behring denizi

Büyük parçalar bunlar: Ural dağlarına kadar Tüm sibirya Fin birliğinin malı… (Suobiryak). Ural dağlarından Bering denizine kadar olan bölümün adı ise Siberika (Yakutunguz, Yakuturan). Oradan Kuzey Kanada (Eskimo) bölgesine geçtiğinden America’nın “KA” sı ile Sibiryanın “Siberİ”si =SİBERİCA adını alıyor. Amerika bölümünü Eskimolar ve Athabaskan kızılderilileri yönetiyor.

1938 yılından ta 2247 yılına kadar gelecek ERTELENDİ. Bu hanifliğin geleceğiydi. Adler şu anda “Kehf” denen zaman boşluğunda. Uyandığında yaklaşık üç asır geçmiş olacak ama kendisine normal bir tek günün parçası gibi gelecek, mesela üçte-biri gibi. Might Adler bu onun ismi… Mighty de lakabı.

Kurulacak olan düzenin daha sonra Kıyamet’e doğru bozulmasının bir tek yanıtı var ve şöyle: “Minel cinneti ven NAS”. Çünkü İsa şeytanı (İblisi) öldürecek. İblis’in tüm yaşamı bitecek ve mirası İNSANLARIN ŞEYTAN OLMASI ile son bulacak. Öyle ki bir tek kişi bile Allah’ı anmaz olacak…

Dancing Queen bir YYx’tir… Adler (Mighty) onun soyundan gelecektir. Süfyaniciler ise Danseden kraliçeye “Fahişe” diyeceklerdir. “Mighty’nin babası yok” diyeceklerdir. Mighty piçtir diyeceklerdir. İsa’ya da demişlerdi zamanında… Meryem’e de fahişe demişlerdi ve bir fahişenin iki kez iman edebileceğini bize ALLAH gösterdi: Mecitli Meryem bir fahişe iken, tüm Dünya Hristiyan kadınlarının TEK TEMSİLCİSİ oldu. O Maria Magdelena… İsa’ya aşık oldu. Salome’den daha iyi dansederdi ama her şeye tevbe etti… İsa’ya biat etti. İsa ve Maria Magrelena ikisi de BEKAR kaldılar. İsa geçmiş yaşamında HİÇ EVLENMEDİ ama dönüşünde Resulullah olarak gelmeyeceği için EVLENECEK. Sıradan biri olarak gelecek ve sıradan bir kadınla evlenecek. Meryem de peygamberdi ve Marangoz Yusuf ile evlendi. Meryem’e Cebrail “Vahyettiği” ve İsa’yı taşıdığı için OTOMATİKMAN peygamber olur.

İsa bizzatihi YYy’dir. İsa bir din getirmişti, bir de kitap ama ondan sonra Ahmed peygamber geldi: Yeni bir din ve yeni bir kitap. Son elçi ve son kitap… Ne var ki, İsa, Resulullah’ın 570 yıl kadar gerisinde olmakla birlikte, aynı zamanda 2300 yıl da İLERİSİNDE olduğundan, dönüşte SON peygamber kuralını bozmamak için “Peygamber” değil; Muhammed’in İslamına ve Kur’an’a tabi olacaktır. Dolayısıyla PEYGAMBER olarak gelmeyecektir. Sıradan, herkes gibi bir imanlı…

Ama onu sıradan kılmayan büyük olay ise şu: O Mighty’nin HANİF’i… Yecüc Mecüc istilasını da o durduracak. Deccal’i de o öldürecek, Şeytan’ı da o öldürecek. Siyonizmin ipini de o çekecek… Tüm papazlara ve dört İncil oluşturanlara en büyük tokat İsa olacak. Tüm dünya özellikle Hristiyanlar onun İSA olduğunu bilecek. Öyle ki tüm Hristiyan alemi Müslüman olacak…

Zaten fıtratlarında bu yok mu? Aynı Allah’a inanıyoruz (Buda veya Amon-Ra’ya değil). Hristiyanlara denecek ki: Size en yeni “Testament” getirdim adı Kur’an… İncil’de ne varsa onda da var. Tevratta ne varsa Kur’an’da da var. Old Testament, New Testament gitti The Newest Testament geldi… Ben Allah’ın oğlu değildim ve halen de değilim. Ben bunu söylüyorsam, papazlarınıza değil Allah’ın kelamı olan BANA inanacaksınız. Çünkü Allah kelimesini bana koyup kutsal ruhundan üfledi… Hristiyanlar o zaman tam bir MONOTEİST olacaklar ve Kur’a’nı da The Newest Testament olarak benimseyemekle kalmayıp, günde üç vakit ve ikişer rekattan namaz kılıp, oruç tutup Müslüman olacaklar.

Onların da suresi var: NASR… Allah’ın fethi ve yardımı gelecek. Tüm Hristiyanlar tamamı fevc fevc MÜSLÜMAN olacaklar…

Nasr Suresi:

1. Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde,
2. Ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girerken gördüğünde,
3. Rabb’ine hamdederek O’nu tesbih et ve O’ndan af dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

Şu Portekizli Ramirez ile şu Yunanlı Despina “La ilahe illallah Muhammed-in- Resulullah” diyecekler.

Onun bir de devamı var ki, onu da Hz. İsa söyleyecek. Maide 3. ayetin içindeydi: “Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun! Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim”.

Bu ayetin başına da Euzübesmele koyacaksınız. En sonuna da “Sadakallahül azim diyeceksiniz”. İKRA oku diye başlayan ilk sure, işte bu son sure ile bitti. Bu son sure aynı zamanda İSA ve HRİSTİYANLARIN da ortak suresidir.

Üç buçuk yüzyıl sonra İSA peygamber olarak değil ama KUR’AN ile gelecektir. Papazlar hariç (onların tümü dönüp yahudi/musevi olacaklar), HALK MÜSLÜMAN olacaktır. Tüm Hristiyan alemi Müslüman olacaktır. İsa o zaman İsa olacaktır. Çünkü o gerçek dinini (Kur’an öncesi İslam’ı) anlatamamıştı, örnek olup yaşatamamıştı, İncil’i Kitap’a aldıramamıştı. İkinci gelişinde ise “İSA asıl İSA olacak”. Ama bir tek farkı var:

O İsa YYy’dir… Ona Ademoğlu değil; Annesinden dolayı (YYx), Meryemoğlu İsa denecektir. İsa’nın yanlış yazılmış: YYy olacak; Meryem ve Dancing Queen de YYx. Dancing Queen’i her dinleyişinizde bugünkü söyleşimizi hatırlayınız.

Resulullah’ın Emaneti – Mezhepler

Resulullah “Veda Hutbesi”nde ne diyordu: “Size BİR TEK KUR’AN’I BIRAKIYORUM”. Acaba Resulullah O Kur’an’ı kime BIRAKTI dersiniz? Yanıtı besbelli: Ankebut-43. ayetteki vurgulanana… Velilere değil…

Resulullah bize İKİ ŞEY bıraktı: Biri kalıcı (Kur’an) ki buna ihanet ettik… İkincisi de Geçici: “Ehli beyt”. Ona da ihanet ettik… İki mirasına birden ihanet ettik. Bir de utanmadan hergün Fatiha gönderiyoruz. Resulullah’ın tüm soyunu KURUTTUK, öldürdük, beşiktekilere kadar… Hasan’ın 4 aylık torunun kafasını koparıp Yezid’e getirdiler… O da hela çukuruna attı… Aman yarabbi…

Benim mezhebim yok… Eğer ben Şii olsaymışım delirirmişim… Sünniliğin bu aymazlığına çıldırabilirdim gerçekten… İyi ki mezhebim yok… Hanif’in mezhebi olmaz, Haniflik mezhebler üstü İslam’ın dü ÜSTÜ olan EN GÜZEL TEK DİN’dir… Onu nasıl MEZHEB’e indirgeyebilirsiniz ki?

Kur’an’da mezheb=Fırka, tefrika ve ihtilaf olarak geçer. Fırka=Siyasal güç olarak kullanılan mezheb (Sünnilik=Yezidilik gibi ya da Fars Mollası’nın İslam Cumhuriyeti dümeniyle papaz iktidarı gibi). Tefrika ise=Şeyhlik ve mezheb imamlığı üzerine kurulu. İhtilaf’da (Muhtelif) ALT mezhebler anlamında. Ve en önemlisi de Ali İmran 102-103’deki MEZHEB olayı… Mezhebim var demek GÜNAH’dır ve haramdır.

Cariyeler – Evlilik – Mahremiyet

“Cariyelerinizi fuhuşa zorlamayın”. Bu ayet de size BİR TUHAF gelmiyor mu?

Bu olay Tevrat’ta var. Tüm insanlar Yahudi efendilerin Doğal kölesidir. O yüzden “İŞÇİ=Memluk ve memluke (Dişi) ile İŞVEREN = MALİK. Yani kızımız işveren değil işçi olduğundan, bir şirketin sahibinin yanında örneğin sekreterlik yapmaktadır… Yoksa 1001 gece masallarının haremi ve Cariyesi yok. Nikah gibi karşılıklı rıza ile herşey olur, İKİ TARAF rızası. Bu her türlü tanışma ve birlikteliğe karar vermekte TEK ŞARTTIR. İsten şef sekreter isterse Kraliçe ile emir eri hiç farketmez. Nikah=RIZA fakat karşılıklı. Kur’an böyle diyor…

Kur’an’ın cahil çevirmenleri ne diyor onu da siz okumuşsundur zaten… Allah’ım emri şu: “Hakkınızda HAYIRLI olan BİRTEK EŞTİR”. Allah BUNU SEVİYOR “Adaletle davranamayacağımızdan” bizim adımıza çekiniyor ve HAYIRLI olan Monogami’dir diyor…

Poligami İslam öncesinde ataerkil olan Araplarda vardı… Mormonlar gibi diledikleri kadar… (Muaviye’nin 200 kişilik bir haremi vardı. Hazreti Muaviye Radyallahü Anhü ya…). Bu taraflarını “Es” geçerler… Hazret’e…. Evet bundan ötesine “ISRAF” demiş. Cahiliye adetini de Kur’an’a uydurmuş. Nur-31. ayette ÖYLE YAZIYOR+MUŞ (!). Ayete baktım öyle bir şey yazmıyor. Muaviye öyle der de Osmanlı durur mu? O da Cevazı almış ya 2000 Cariyeli iki padişah var.

Nur suresindeki 31 ayetin sözkonusu yeri şöyle tercüme edilmiş: “Erkeklikten kesilenlerle hareminiz bir arada olur”. Evet ayeti böyle tercüme ederseniz. Sonuçlarına da katlanacaksınız:

1. Homoseksüelleri haremimize buyur edip birlikte yaşayabiliyoruz.
2. Ya da genç çocukları bulup testislerini dağlayarak erkeklikten yok edip harem ağası yapabiliyoruz.

AYET ÖYLE DEMİŞ ÇÜNKÜ…. Haşa…

Elmalı daha insaflı: “Orada murad edilen, iktidarsızlar ve yaşlı erkeklerdir”. Yani Padrinolarla ve iktidarsızlarla da birlikte yaşayabilir cümle evinizin hanımları (!). Ayetin aslı ÇOK YÜCE:

“Cinsel istek duyulmayacak kimselerle bir arada olabilirsiniz” diyor. Mesela ben böyle bir çok kadınla içiçe yaşadım ve hiç istek duymadım. Acaba ben de bir eksiklik mi vardı? Biri annem, biri kızkardeşim, ötekisi halam diğeri teyzem idi. Ve kızım ile birlikte yaşıyorum.

Oysa şu anti-haniflere bakınız: İki kardeş, birader… İkisi de yoksul ve evli, tek bir evde yaşıyorlar. Sadece yatak odaları farklı… Gel gör ki kadınlar beyaz yazmayı sadece gözleri dışarıda kalacak biçimde kapamışlar… Çünkü MAHREM oluyor öteki erkek… Şimdi AL VE DÜŞÜN şu “Erkekliğini hissetmeyen” kelimesinin anlamını…

İki kardeş ve aynı andan evden çıkmak ve eve dönmek zorundalar. Yer İstanbul Yedikule 50 metrekarelik evi yedikule zindanı yapmışlar kendilerine… Bunlar SÜNNET’i yaşıyorlar, Resulullah onlara şefaat etsin diye… İKİ KARDEŞ… İnanılır gibi değil…

Üçüncü de var sırada o bekar… Yaşı küçük… Ama eğer ağabeylerinden biri ölürse, yengesiyle evlenmesi TÖRE gereğiymiş. Mezheblerinin emriymiş… Onun için mezheb kelimesini söylediğimde insanlar ZIP’lıyor ! Dinlerini değil… Mezhebleştirilmiş törelerini seviyor insanlar…

Kur’an Ayetleri’ndeki Detay

Mesela Cennet’ten söz edeceğim: Kur’an anlatıyor, yaşarken hiç gidemeyeceğimiz o Cennetleri… Neden öyle ayrıntı var.. Mesela Cennet’te ağaçlar köşklerin üzerinde ve her kata (Babil’in asma bahçeleri örneği) salkım/teras halinde İNİYOR? Bu söylemdeki ayetlerden ne anlam çıkarmalıyız?

Şu İstanbul’a tepeden baktınız mı? Belgrat ve Istıranca ormanları Edirnekapı’ya dayanırmış. Yeşillikten gözgözü görmezmiş. Haliç’in (Sadabad) suyu avuç ile içilirmiş.. Pier Loti, orman içindeki bir İstanbul’a aşık olmuş… Öyle tarif ediyor: ORMAN İÇİNDE BİR KENT VAR diyor… O kente ne oldu?

Müteahhitler o kentin tüm ağaçlarını kestiler (Gülhane, mezarlıklar ve Askeri kışlalara dokunamadılar) yerine kağıttan ve birbirine dayanarak yaşayan evler kurdular. Depremde milyon kişi ölsün diye… Çarpık bir kentleşme… Boy boy yığma yapılanma.. Çirkin ve non-estetik… Yeşillik yok… Belki balkonlardaki saksılarda fesleğen vardır. Evet bu nostalji falan da değil 2002 yılını anlatıyorum, dünün nostaljisi olur, bugünün değil!

Şimdi kur’an’a göre: “70 bin odalı köşkler”. Site türü yapıları düşünün ama BİR MAHALE büyüklüğünde… Kibrit kutuları ile hani bir boşluklu üstüste evler kurarsınız ya… Onun gibi BALKONU kendinden menkul DEVASA SİTELER ve bitişik. Ve en üstü diyelim ki Ankara’nın BOTANİK bahçesi, Samsun fuarı, Gülhane Parkı (Aslında Gülhane bile küçük kalır) ve oraya “TROPİK, Amazonas/Selvas ağaçlar baobap ormanları kuruyorsunuz. Tüm site mensupları EN ÜST KATA o piknik alanına asansörle çıkıyorlar. Standlar… Lunaparklar… Her bir MEGA SİTENİN KENDİ ORMANI TAVANDA… Uçaktan bakınca, ortada kent falan yok… BİR ORMAN… İstanbul kadar bir orman. Havayı temizliyor, bereketi yağmuru getiriyor, oksijeni getiriyor… Çiçek kokularını getiriyor…

Müteahhit TOPRAKTAKİ ağacı kesmiş binayı dikmiş AMA KESTİĞİNİ EN ÜST KATA KOYMUŞ. İstanbullu müteahhide bir Hanif çıkıp da bunları anlatsaydı, o müteahhitler ve mal sahiphleri bir araya gelir ve CENNETİ anlatan bu ayetlerden yararlanarak BİR DÜNYA CENNETİ yaratabilirlerdi…

Kur’an’da sıradan okunup geçen o ayetlerde ne kadar çok AYRINTI/DETAY var… Bu satırlarımı okuyunca ben buradaki yazdıklarımı istiyorum MIGHTY. Geleceği biz şekillendiriyoruz. Kur’an’a uygun olsun… Sen zamanın bir ucunu tuttun, ben de geçmiş ucunu… İki zamanlı olarak BÖYLE istiyorum… AYETLERE uygun tıpatıp istiyorum. Ben orada keyif çatamayacağım ama… Hanifler YAŞAYACAK… İşte Kur’an’ın İLİM EHLİ ELİNDE YORUMU BUNUN İÇİN ÖNEMLİ…

Zemzem Suyu

Dünyanın ilk çağlardaki kutbu tüm Arabistan ile sahra çölünün tamamıydı. Kutuplar şimdiki yerine çıkınca, Çad gölü ve ZEMZEM miras kaldı. Tonlarca buzun bıraktığı bir yeraltı galerisi var. Hicaz ve Asir’de petrol yoktur. Zemzem suyu ile ilgisizdir. Petrol Riyad ve Körfez’de var. Fosil yakıtlar belli ki, BAŞKA bir yerden gelmiş…

Örneğin: Hindistan yarımadası (Dekkan) Afrika’nın Madagaskar’ı ile Avustralya’nın ayrışmasından şiddetle öne çıkıp, bugünkü yerine yani Asya’nın karnına saplanmış ve Himalaya Alp sistemini oluşturmuştur. Bu arada “Arap yarımadası” da belli ki, gelmiş Afrika’ya bindirmiş (Kuzey Afrika KUTUP idi). Etki ve tepki ilkesi gereği, geriye zıplamış ve “Kızıldeniz olmuş”. Hicaz sıradağları ise KUTUP Afrika’sından kopmuş, öteki (Körfez Hindistan kütlesi) BAE, Basra vb. bölgesiyle birleşmiş.

İşte o kutup sularının adı ZEMZEM’dir. O kutbun tam ortası ise ARAFAT (Zigzag) dağıdır, Zemzem onun altından kaynar. Hac Arafattır, Çad gölü de BİR ZEMZEM gölüdür diye düşünebilirsiniz. Zemzem’deki tek mucize Hz. İsmail’in bebek iken ayağının topuğunu vurması ile fışkırmasından ibarettir.

About these ads

About Ali Tekin

Futbol, Arabalar, Kimya,

Yorumlar kapalı.